Akalemler 39. Mayıs-Haziran 2022 / 39. sayı

COĞRAFYA KADERSE…

 

   Yaşlı dünya bütün bir bilgeliği ile insanların her türlü vahşetine katlanmaya sessizce devam ediyor. Ve insanı üzerinde gezdirerek geleceğe taşımak için bağrında yetiştirdikleri ile sınırsızca besliyor. İnsan ise onu bile yok edecek adımları atmaktan asla çekinmiyor, ürkmüyor.

   Dünya bir cihan savaşının eşiğinde duruyor. Eski Dünya nefesini tutmuş halde yerinde durmak istiyor. Bizi bütün benliği ile izliyor, hayretle dolu bakışlarla sınıyor.

   Vahşet bugün Ukrayna’da yaşanıyor. İnsanlığın geri kalanı ise kimin silahı yoksa ona silah satıp cebini doldurma telaşından kendini alıkoyamıyor. Kimse akılla, izanla, hakça paylaşıma razı değil. Merkez ülkeler olarak görülen; savaştan, kandan beslenen dünyanın düzen kurucuları, insanlığı yok etme pahasına varlıklarını sürdürebileceklerini sanıyorlar. Güçlü edebiyat, güçlü birikimler silahı eline geçirenleri durdurmakta yetersiz kalıyor. Bütün bu gerçekliğe rağmen biz ülkemiz ve insanlık için iyiliklerin yeşermesi adına üretmeye devam etmeliyiz. İyiliğin ve güzelliğin yeryüzüne, bu eski dünyaya hâkim olması için çaba göstermeliyiz.  Sevgi dili Türkçenin bütün insanlığın ruhuna tesir etmesi için uğraşmalıyız. İnsanlığın derin yaralarını ancak bu kadim dil sarabilir. Büyük Yunus’u çıkaran bu dil yunusça sevgiyle dünyayı sarmalayabilir. İnsanlığın asıl şimdi buna ihtiyacı var. Türkçe yazanlar, Türkçe düşünenler insanlığa ihtiyacı olan bu sevgiyi cömertçe sunmalılar.

   Bunu başarmanın yolu ortak bilgi birikimlerini deneyimleyerek farklı ve yeni metotlar geliştirmekten geçiyor. Bilgiyi yadsıyarak kendimize zarar vermekten başka deneyime sahibi olamayız. İnsanlığın bu merkezi coğrafyasında “Merkez Ülke” olmaya doğru bu kadim dilin erdemleriyle ulaşabiliriz. Coğrafya kaderse bu kaderin yüklediği işlevi omuzlamak hepimizin görevi olmalı. Dünyamızda tarihin derinliklerinden gelen birikimlerin vatanı olan Anadolu’da tüm insanlık için bir umut ışığı parlamakta. Bunun yalnızca siyasal, söylemlerle güçlendiremeyiz. Her alanda olduğu gibi sanat ve edebiyatla bu ışığı tüm evrene yayabiliriz.   Yunusları, Mevlanaları çıkaran bu topraklar, bu medeniyet,  vahşeti durdurup sevgiyi ve adaleti yeniden tahkim edebilir. Bu güç ülkemizde var. Tüm dünyadan akın akın bu ışığa sığınma ihtiyacı bu gücün açık işareti. Edebiyatımız bundan geri de kalmamalı. İnsanlığın nerede bir vahşete tanıklığı varsa diliyle o yaraya merhem olmalı. Acıyı dindirmek için kalemlerimize kan yerine mürekkep çekmeliyiz. Bırakın kandan başkaları besleniyor olsun. “Bize düşen aydınlık geleceğe doğru yürümek.”

   Akalemler bu geleceğe ışık tutmak çabasından başka bir şeyin adı  değildir. 
                                                                                       AKALEMLER 

DERGİMİZİN 39. SAYISINI OKUMAK İÇİN T I K L A Y I N I Z...!

 

  
147 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın