33. Sayımızla Okuru Selamlıyoruz.

NUH TUFANINDAN KALMA

               

İnsan merhametini kaybedeli asırlar oluyor. Ona kaybettiği bu soylu duygunun nasıl bir eksiklik olduğunu birileri söylemesi gerekir. Şairin, romancının, hikâyecinin dışında kim söyleyebilir bunu? Ve asıl olan ne zaman söyleyecek? Yapay insanların gerçek bedenlerin içinde gezindiği ve sentetik bedenlerin, yapay aklın için de benzerleriyle ortalıkta dolaştığı bir çağda mı?

Müslümanlar ne kitaplarını, ne peygamberlerini doğru anlayabildiler. Ne de gelen çağın dayatmalarına karşı daha insani bir düşünceleri var.  Batı bütün ulvi saydığı düşüncesini kendi inanç temellerinin yani yedi ölümcül günahı üzerine inşa ederken, Müslümanlar kendi inanç temellerinin derinliklerini bırakın kavramayı basit değer yargılarını bile hatırlamaktan ürperiyorlar. Herkesin kendini şeyh sandığı bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Oysa tasavvuf en genel anlamıyla riyazet, maddi ilgilerin azaltılması ve tezekkür; Allah’ı anıp düşünmek suretiyle nefis tasfiyesini, iç arınmayı gerçekleştirip yüksek ahlak sahibi olmayı, keşif ve ilhâm yoluyla hakikatin bilgisine ermeyi amaçlayan bir hareketken bizde holdingi olmayan neredeyse tarikat şeyhi yok. Bütün bunların içimizden bir Tolstoy çıkmaması olarak yorumlanması gerekmez. Başka nelerin var olmadığına da kafa yormak içtenliği lazım değil mi? Her birey buna kendini hazır hissediyor mu? Ya da düşünce ve edebiyat dünyamız insanımızı buna hazırlayacak neler üretiyor? Aslında birkaç istisna dışında hepimiz kendi körlüğümüzün bizi götürdüğü yolda bulduğumuz çakıl taşlarını koca bir dünya sanma çığırtkanlığından başka bir şey yapmıyoruz. Hangimiz daha çok ses çıkarıyoruz tarttığımız ağırlık bu? Oysa kelimelerimizin ürettiği merhametin ağırlığından kimsenin haberi bile yok. Halife Me’mûn Beytülhikme çalışmalarını boş bir çaba olduğunu mu haykırmalıyız dünyaya yoksa yeniçağın insan inşasına buradan mı başlamalıyız? Kütüphaneler yakılmış olabilir ama o günden bu zamana kadar insanlık yine de azımsayamayacağız bilgiler üretti. Geldiği yer burası. Buradan çıkmak için en azından buraya nasıl geldiğimizi bilmek faydalı olmaz mı?

Bizi Beytülhikme’den kalmış bir risale olarak okumaya ne dersiniz? Veya Nuh tufanından kalmış kuşkanadında bir mektup… İyi okumalar.

akalemler                         


Son Sayımızı Okumak İçin Lütfen Tıklayınız...

  
160 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın